ABD Federal Rezerv (Fed) yetkililerine göre, veri merkezlerine yapılan yatırım hızı, 2008 küresel finans krizinden önceki dinamiklere benzemeye başlıyor.
Endişeler sadece teorik düzeyde kalmıyor. Bunlar; devasa sermaye harcamaları, agresif borç finansmanı ve şirketler, enerji tedarikçileri ile yerel ekonomiler arasındaki giderek karmaşıklaşan bağımlılık ağının birleşimiyle doğrudan ilişkili.

FİNANSAL İSTİKRARLA İLGİLİ ENDİŞELER
Reuters’in haberine göre konu, Federal Rezerv çatısı altında açıkça tartışılıyor ve merkez bankacıları sektördeki aşırı ısınma riskini yakından izliyor. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly, yatırımın büyüklüğü ve hızı göz önüne alındığında, piyasanın sürdürülebilirliği konusunda ciddi soruların ortaya çıkabileceği hususunda uyardı.
Odak noktası, kaldıraç etkisini artırmak ve veri merkezi operatörlerinden enerji şirketlerine kadar farklı ekosistem katılımcıları arasındaki yükümlülüklerin kontrolden çıkabileceği bir “domino etkisi” yaratma olasılığı.

Kansas City Federal Rezervinden Jeff Schmidt de benzer endişeleri dile getirerek, sektörün “batamayacak kadar büyük” (too big to fail) hale gelip gelmediğini sorguluyor.
2007-2008 ipotek (mortgage) krizi öncesi dönemle yapılan karşılaştırmalar artık tabu olmaktan çıktı. Bazı analistler potansiyel bir balonun ilk işaretlerini gördüklerini belirtirken, herkes bu karamsarlığı paylaşmıyor.
BALON GENİŞLEMESİ Mİ YOKSA SÜRDÜRÜLEBİLİR GENİŞLEME Mİ?
Daha ılımlı sesler arasında, yatırımların yüksek kâr marjına sahip teknoloji devleri tarafından yönlendirildiği için durumun farklı olduğuna inanan New York Federal Rezerv Başkanı John Williams da yer alıyor.
Apollo Baş Ekonomisti Torsten Sløk da benzer bir görüşte olup, yaptığı analizde veri merkezi inşaatlarının henüz 2008 öncesi ABD konut patlamasının ölçeğinin oldukça altında kaldığını belirtiyor.
Yine de ortaya konan rakamlar oldukça etkileyici. Financial Times’ın Oxford Economics’in verilerine dayandırdığı haberine göre, dünya genelinde yaklaşık 7 trilyon dolar değerinde 850 civarında veri merkezi projesi inşa halinde bulunuyor. ABD 228 projeyle lider konumdayken, onu 98 projeyle Çin takip ediyor.
Bu büyüme dalgası tüm sektörleri şimdiden yeniden şekillendiriyor. ABD’deki veri merkezi yatırımları; geleneksel ofis inşaatlarını ve hatta küresel petrol harcamalarını geride bıraktı. Turner Construction gibi inşaat devleri projelerde büyük bir artış görürken, küresel yatırım fonları da sermayeyi agresif bir şekilde bu sektöre yönlendiriyor.
Aynı zamanda yeni riskler de gün yüzüne çıkıyor. Veri merkezlerinin muazzam enerji talepleri, elektrik şebekelerini aşırı zorluyor, elektrik fiyatlarını yukarı çekiyor ve yerel topluluklarda hoşnutsuzluklara neden oluyor.
Özetle; yapay zeka altyapısı küresel ekonominin en dinamik ve stratejik açıdan en kritik sektörlerinden biri haline geliyor. Ancak bu baş döndürücü büyümeyle birlikte düzenleyiciler ve yatırımcılar tarafından giderek daha yüksek sesle sorulan ortak bir soru var: Bu patlama sürdürülebilir mi, yoksa bir sonraki büyük finansal krizin başlangıcı mı?
The post Yapay zekâ patlaması Fed’i Korkutuyor: 7 trilyon dolarlık yeni bir balon patlamak üzere first appeared on Kilis Egitim.